MANTIK

Mantık bilimi, insanı düşünme ve düşündüklerini ifade etmede hatadan koruyan bir sanat/bilim olarak tarif edilmiştir. Bireyin kendi kendine ve çevresiyle hareket noktasının en temel alanıyla ilgilendiği için Müslüman filozoflar mantığı “ilimleri başı” veya “ilimlerin hizmetkarı” olarak da isimlendirmişlerdir. Onları bu türden isimlendirmelere götüren sebep, mantık olmaksızın sağlam bir düşünme ve ifade/hareket noktasının daima hataya teşne olacağı mülahazasıdır. Bundan dolayı Müslüman bilginler, temeli Antik Yunan filozofları tarafından ortaya konulmuş ve sistemleştirilmiş olan bu bilime gereken önemi vermişler ve kendi kültür havzalarında hem diğer İslâm ilimlerinin hem de Batı düşünce geleneğinin faydalanabileceği devasa bir imkan/çalışma ve üretme alanını miras bırakmışlardır. Müslüman filozoflardan Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Rüşd, İbn Hazm, Gazali, Fahru’d-Dîn er-Râzî, Tûsî, Huneci gibi bilginlerin öncelikle mantıkçı olduklarını söylemek yerinde olur. Adı zikredilen bilginlerin en temel başyapıtlarının mantık eserleri olduğu rahatlıkla söylenebilir. Dolayısıyla mantık bilimi, Müslüman filozofların çalışmaları ile bilimler nezdindeki önemini kaybetmemiş, bilakis daha önce hiç tartışılmamış spesifik konuların ortaya konulup tartışılmasıyla müstesna yerini daima korumuştur.

 

HIZLI ERİŞİM