Dr. Öğretim Üyesi Orkhan Musakhanov “Sufi Gelenekte Tilimsani’nin Yerini” Anlattı

Fakültemiz öğretim üyelerinden Dr. Orkhan Musakhanov AKÜ İslami Araştırmalar Kulübü (İSAR) öğrencilerinin düzenlediği etkinlikte “Sûfî Gelenekte Afîfüddin Tilimsânî’nin Yerini” anlattı. Toplantı salonunda gerçekleştirilen konferansta öğrencilere hitap eden Musakhanov sûfî geleneğin teşekkülünü anlatarak konuşmasına başladı.

İslam düşüncesinin konularını ilim, irfan ve tahkik yöntemine göre düzenleyen ilk sûfî Tilimsânî’dir

Tasavvuf, İmam Gâzzali’ye göre ilimlerin tacı, İbn Teymiyye gibi ulemalara göre ise kaynağını İslam’dan almamak ile itham edildiği için yanlış yol olarak tanımlanan ilimdir. Zahiren Kur’an ve Sünnette ıstılah olarak bulunmaması Tasavvuf’a en fazla yöneltilen eleştirilerdendir. İslami düşüncenin konularını ilim, irfan ve tahkik yöntemine göre düzenleyen ilk sûfî Tilimsânî’dir. O, Tasavvuf’u, zahiren ve en net şekilde açıklayabilen sûfîlerden biridir.  İbn Seb’în’e Konevi hakkında soru sorduklarında şöyle der: “Muhakkiklerdendi yalnız yanında bir öğrencisi vardı ki kendisinden daha zeki idi” diye Tilimsânî’nin zekasına atıfta bulunur. Sadece İbn Seb’în değil, Tasavvuf külliyatını hatmeden, sûfîlere çetin eleştiriler yönelten İbn Teymiyye dahi, Tilimsânî için en zekisi bu diye zekasına dikkat çeker. Tilimsânî yaklaşık 20 yılını hocası Konevi’den ilim talep etmekle geçirmiş, hocası da bunun karşılığını kitaplarını ona miras bırakarak vermiştir. Nitekim Konevi vefat etmeden önce tüm kitaplarının Tilimsânî’ye ulaşmasını kim sağlarsa ona 500 dirhem vereceğini söyler.

İlim kelam kitaplarında, irfan tasavvuf kitaplarında, tahkik ise Tilimsânî’nin kitaplarındadır

Tilimsânî, hayatının son döneminde Memluklü sarayına yakınlaşmış, aynı zamanda eser ve şerh yazmaya devam etmiştir. Onun eserlerinin en belirgin özelliklerinden biri de muhteşem bir tasvir gücüdür. Hiç bilmediğiniz şehrin caddelerinde o bölgenin üstadlarıyla tanıştırır, ilginç bilgiler verir. Tilimsânî’nin dikkat çeken yönlerinden biri de ilim tasnifidir. Tilimsânî’ye göre bir konu üç vecihle açıklanır. İlki İlim tavrıdır, çokluğu esas alıp temyiz yapmak esastır. Ulemanın ilim konusunda ihtilafı rahmettir hadis-i şerifini kendine istinâd eder Tilimsânî. İkinci tavır İrfan tavrıdır. Yükseldikçe tevhide giden yol da birleşir, bir olur çokluktan hâlî olur. Sonuncusu ise tahkik tavrıdır ki mutlak bilgidir bunu da ancak muhakkikler anlar, der. Çokluktan konuşan Alim Arif’i anlamaz ama Arif Alîm’i anlar, Muhakkik ise her ikisini de anlar. Bu yüzden Tilimsânî, ilim istiyorsanız kelam kitaplarına bakın, irfan istiyorsanız tasavvuf kitaplarına bakın, tahkiki soranlara ise kendi kitaplarına bakmalarını söyler.

Sûfî için yegane ölüm korkusu irfan yolundan ayrılmaktır

Tilimsânî için Tasavvufsuz olmak ademliktir. Tilimsânî Tasavvuf’u nefsi ile bağdaştırır. Hatta şu şekilde ifade eder: “Frenkler boğazıma hançer dayadılar, kalbime baktım ölümle hayat arasında bir fark görmedim, denizde boğuluyordum, kalbimi sorguladım gene ölümle yaşam arasında bir fark görmedim. Bana, “Bu yoldan vazgeç, Sûfî yolunda ayak kayar.” dediler kalbime baktım, Allah beni bu yola kabul etmişken delâlette sapma korkusundan dolayı yüz mü çevireyim? O esnada ruhum çıkacak gibi oldu” der. Bir Sûfî için yegane ölüm korkusu ancak budur. Tilimsânî, birçok sûfî, alim, mutasavvıf ile aynı kaderi paylaşıp dakîk düşünceyi anlayamayanlar tarafından idam edilecekken son anda kurtulur. Hatta Ebû Hayyân el-Endelüsî El- Bahr adlı eserinde Tilimsânî hakkında: “Az kaldı kafası gidiyordu, son anda kurtuldu” der. Afîfüddin Tilimsânî Dımeşk’e gelip burada vefat etmiş, eserleri kendisinden yıllar sonraya kadar okutulmuş hatta ezberlemek adet edinilmiştir. Allah ondan razı olsun.

Sunumun ardından soru cevap kısmıyla program sona erdi.